diyet etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
diyet etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

3 Mayıs 2008 Cumartesi

HAYATIMIZDA SUYUN ÖNEMİ



Prof Dr. Ayşe Baysal ile Suyun Önemi Hakkında
Su Zayıflama Diyetinizin Önemli Bir Öğesidir

Boya uygun beden ağırlığının korunması sağlıklı yaşamın temel koşullarındandır.Uygun beden ağırlığını belirlemede iki pratik kriterden biri Beden Kütle İndeksi (BKİ), diğeri bel çevresinin ölçümüdür. BKİ beden ağırlığının boy uzunluğunun metre karesine bölünmesiyle bulunur. (BKİ=Ağırlık (kg)/ boy2 (m)). Örnek, boyu 160 cm. olan bir bayanın ağırlığı 70 kg. ise BKİ=70/1.6x1.6=27-28 arası. BKİ 18.9- 24.9 arası sağlık yönünden uygun ağırlığın göstergesidir. BKİ 25-29.9 arası hafif şişman, 30 üstü sağlıksız şekilde şişman (obez) olarak değerlendirilir. Yağın bedenin karın-bel bölümünde birikmesi sağlık için daha tehlikeli olduğundan bel çevresinin erkekte 93, kadında 80 santimetreyi geçmemesi önerilir.
Boya uygun beden ağırlığını dengede tutmanın temel koşulu fiziksel aktiviteyi artırmak ve harcanan kadar enerjiyi içeren besin ve içecek tüketmektir.
Uygun Ağırlığı Korumada Suyun Önemi
Su organik olmadığından bedende yağa dönüşmez. Metabolizma sonucu oluşan atıkların bedenden dışarı atılmasına yardımcı olur. Su içildiğinde midede tokluk duygusu geliştiğinden yeme isteğini azaltır. Açlık duygusu oluştuğunda enerji değeri olan yiyecek, içecek atıştırma yerine su içmek daha olumlu bir davranıştır. Su, içerdiği kalsiyum, magnezyum gibi minerallerle sağlığın korunmasına yardımcı olur.
Uygun ağırlığın korunmasında beden hareketini artırmak zorunludur. Günümüzde obezite sorununun yaygınlaşmasında en önemli faktörlerden biri hareketsizlik, diğeri enerjisi yoğun yiyecek ve içecek tüketmektir. Beden hareketinin artması metabolizmayı hızlandırdığından bedenden su kaybını da artırır. Kaybolan suyu yerine koymak için hareketli bireyler daha çok su içmek zorundadırlar.
Günlük yaşamında mümkün olduğu kadar az oturan, daha çok hareket eden, susadığı zaman meşrubat yerine su içen, yemeklerde tatlı yerine sebze salatası yiyen, üç öğün dengeli beslenen, aralarda şekerli unlu yiyecek yerine su içen insanlar arasında şişmanlık fazla görülmez.
Zayıflama Diyetinde Suyun Önemi
Uzun süre harcanandan çok enerji alımı şişmanlıkla sonuçlanır. Şişmanlık estetik yönünden daha çok sağlığı olumsuz etkilediğinden şişman bireyin uygun ağırlığına inmesi gerekmektedir. Şişmanlık kısa sürede oluşmadığına göre enerji değeri yüksek yağlı, şekerli, unlu besinler sınırlanarak ve beden hareketi artırılarak haftada 0.5-1.0 kg zayıflamak mümkündür. Beden hareketi arttığı için su ihtiyacı da artar. Günlük 2.5 litre su alımı gerekir. Zayıflamak isteyen birey yürüyüş gibi fiziksel aktivite sırasında yanında su şişesi bulundurmalı, susama isteği olmasa bile su içmelidir.Mineral içeriği yüksek maden suyu iyi bir seçenektir. Düşük enerjili diyetle alınan maden suyu kalsiyum ve magnezyum gibi önemli minerallere olan gereksinmenin karşılanmasına yardımcı olur.
Zayıflamak isteyen bireyler şeker içeren meşrubat içmemelidirler. Bu içeceklerin 1 litresi yaklaşık 400 kalorilik enerji sağlar. Şekersiz çay, diyet kola gibi içeceklerin çok tüketilmesi de sakıncalıdır. Bunların içindeki kafein bedenden kalsiyum atımını artırarak, uzun dönemde kemiğin zayıflamasına neden olabilir.Nane, kekik, portakal, elma, kuşburnu, ıhlamur gibi bitki çayları zayıflama diyetleri için uygundur. Bu tür içecekler kahvaltıda, yemek sırasında ve sonrasında içilebilir. Hareket halindeki insan yanında taşıdığı su şişesinden su ihtiyacını kolayca karşılayabilir. Bitki çayları da şeker katılmadan içilmelidir.
Yemek öncesi ve sırasında içilen su mideyi doldurduğundan açlık duygusunu bastırır ve bireyin daha az yemesine yardımcı olur.
İnsan susamadan su içmesini öğrenmelidir. Bazı zamanlarda susama duygusunun gelişmesi gecikir. Yanında sürekli su bulunduran birey susamadan da su içmeye alışabilir.Bazıları zayıflama diyetlerinde ılık su içilmesini önerirler. İçilen suyun sıcaklık derecesi bireyin tercihine bağlıdır. Bazıları soğutucudan yeni çıkmış soğuk suyu, bazıları ise oda sıcaklığındaki suyu sever. Hareket halinde genelde ortam sıcaklığındaki su içilir. Çok soğuk su bazı bireylerde sindirim aygıtında rahatsızlıklara neden olabildiğinden tercih edilmez.
Zayıflama diyetinde besin alımının azalmasına bağlı olarak kabızlık görülebilir. Bu gibi durumda birey yatağının başında su bulundurarak yataktan kalkınca içebilir. Bu uygulama bağırsak hareketini artırır.
Suyun yemek sırasında ya da aralarda içilmesi farketmez. Sabah saat 07.00’den gece 23.00’e kadar olan zaman diliminde 2’şer saat ara ile bir bardak su içilmesi günlük su ihtiyacını karşılar.
Sıcak ortamda, beden hareketinin arttığı durumlarda daha sık aralıklarla su içilmesi gerekir.
Su zayıflama diyetinin önemli bir öğesidir. Gerektiği kadar yemek, hareketli olmak ve yeterli su içmek formun korunmasında en uygun davranıştır.

29 Nisan 2008 Salı

Diyetisyenlere sıkça sorulan sorular


Zayıflama Çayları ve Bazı Bitkisel Çaylar Zayıflatır mı?
Bu çayların vücuttaki suyun atılmasını hızlandırıcı etkileri mevcuttur. Dolayısıyla kullanımları ile birlikte vücuttan fazla miktarda su idrarla dışarı atılacak ve bu durum zayıflama şeklinde algılanacaktır. Ancak şişmanlık; vücutta bulunan yağ miktarındaki artışı tanımlamaktadır. Halbuki bu tür çaylar vücuttaki suyu kaybettirmektedir. Su içildiğinde tekrar eski kiloya geri ulaşılmaktadır. Ayrıca zayıflama amaçlı kullanılan bu diüretik çaylar / otlar kalın bağırsakta bulunan “mikrovillüs” adı verilen tüycüklerin kısalmasına veya düzleşmesine yol açtığı için peristaltik hareketleri azaltmakta, yani kabızlığa yol açmaktadır. Kullanıma ara verildiği taktirde normal dışkılama gerçekleşmemekte, kişi tekrardan bu çaylarla dışarı çıkabilmektedir. Bu kısır döngüye girmemek adına, mümkünse hiç bulaşmamak daha iyi sonuçlar verecektir. Çözümü posalı (lifli) besinlerin tüketimine ağırlık vererek, bol su içerek ve hareket ederek sağlamak en doğal ve doğru yöntemdir.
Diyet Yaparken Neden Yüzüm Çöküyor, Neden İstediğim Yerden Kilo Veremiyorum?
Yağ hücrelerinin yoğun olduğu yerleri genetik yapı belirler. Dengeli bir diyet ve spor ile sorunlu bölgeleri eritmek / inceltmek mümkündür. Yalnız diyet yaparak, alınan enerji miktarını çok fazla kısıtlayarak kilo verme çabası, bedenin incelmesinden ziyade, yüzün çökmesi ile sonuçlanmaktadır. Sabırlı olmak şart. Ancak sorunlu bölge vücudun yapısından dolayı hiçbir zaman incecik olamamaktadır.
Sadece Salata Yiyorum, Ama Kilo Veremiyorum. Neden?
Sadece sebzelerle beslenmek yeterli protein alınamamasına ve vücuttaki kasların kısmen kaybına yol açar. Bu da metabolizma hızının düşmesine yani daha az enerji harcamamıza yol açar. Sonuçta aç kalınmasına rağmen kilo verilememektedir. Önerilen, farklı besin gruplarından çeşitlilik sağlayarak enerji açısından aşırıya kaçmadan beslenmek ve spor ile diyeti desteklemektir.
Diyetisyen M.Turgay Köse www.domtorsitesi.com dan alıntıdır

Yazın neler yiyelim ?


Yaz sıcakları genelde iştahımızı kapatıyor. Çoğumuz “aman iştahımız kapansın da birkaç kilo verelim” diyor. Ancak sıcaklar, aşırı terlemeyi de getirdiğinden vücutta su ve mineral kaybı da söz konusu. Aşırı sıvı kaybı tehlikelidir. Vücut suyunun yüzde 3 kaybında kan hacmi ve fiziksel performans azalır, yüzde 5 kayıpta birey konsantre olamaz, yüzde 8 kayıpta baş dönmesi, aşırı yorgunluk, soluma güçlüğü, yüzde 10 kayıpta kas spazmı, dolaşım ve böbrek yetmezliği görülür. Oysa, birçok kişi aşırı terlemeyle vücuttan kaybolan suyun kişiyi zayıflattığı inancındadır. Bol su içmek vücudun, özellikle de böbreklerin iyi çalışmasını ve böylece metabolik artıkların atılmasını kolaylaştıracaktır. Bu da metabolizmanın iyi çalışması anlamına gelir ki vücutta yağ yakımı yani zayıflama hızını arttırır. O nedenle terle kaybolan su ve mineral kaybı mutlaka karşılanmalıdır.
Hipertansiyonu olan kişinin tuz almasına gerek yoktur. Ancak sağlıklı kişiler tuzlu ayran, limonata, soda, hazır meşrubatlarla kaybolan su ve mineral kaybını karşılamalıdır. Yine meyve ve sebzeler sodyum, potasyum, kalsiyum gibi mineralleri ve su içerdiğinden yazın bol tüketilmelidir. Az yağlı sebze yemekleri, dolmalar, sarmalar yoğurtla yenildiğinde oldukça dengeli, hafif yaz yemekleridir. Hipertansiyonu olanların tansiyonu sıcaklarla daha da artabilir. Sarımsakla hazırlanmış tuzsuz cacık, ayran, az şekerli limonata yüksek tansiyonu olanların tüketebileceği besinlerdir. Hipertansiyon ve şeker hastaları, sodyum ve şeker içeren hazır meşrubatlardan uzak durmalıdır. Şeker hastasıysanız meyve tüketimine dikkat etmelisiniz. Özellikle Karpuzda bir şey yok diyip çok fazla yemek tehlikeli. Şeker hastası her şeyi ölçülü yemelidir. İkindi kahvaltısında, 2 parmak kalınlığında gondol şeklinde bir dilim karpuzla, bir dilim beyaz peynir yiyecek olan şeker hastası keyifli bir ara öğün yaparak şekerini dengede tutabilir.
Tatilcilere gelince...
Nasıl olsa tatildeyiz diyip, limitsiz açık büfe yemek ve alkole dikkat ! Aşırı alkolün vücudun sıvı kaybını arttırdığı da bilinmeli ve bol su alınmalıdır. Harcadığımızdan fazla yediğimiz her şey bize kilo olarak geri dönecektir, unutmayın.
Diyetisyen Güneş aynacı http://www.doktorsitesi.com

28 Nisan 2008 Pazartesi

Kilo verememenin sebepleri



Kilo verememenin pek çok nedeni var ama en önemlisi arzulanan kilo kaybının bir türlü sağlanamamasıdır. Eğer bir kilo kaybı programında yağlarınızdan istediğiniz hızda kurtulamıyorsanız bu yazıyı dikkatle okuyun. Mutsuz bir zayıflama yolcusu olmak istemiyorsanız anlatılanların sizinle ilgili olup olmadığına daha çok dikkat gösterin. Aklınıza takılan soruların çoğunun yanıtını da önceki başarısızlıklarınızın nedenlerini de bu yazıda bulabileceğinizi umuyorum.Hormonlar: Gizli kilo sabotajcılarıKilo yönetimi programına başlayan hastalarımıza neredeyse ezberletmeye çalıştığımız bir cümle var: Kilo kaybını değil yaşam tarzınızı değiştirmeyi hedefleyin. Eğer kilo kaybına odaklanırsanız ve hele bir de yağlardan kurtulmanın aynı hızda devam edeceğini sanırsanız bir süre sonra hayal kırıklığına uğrarsınız. Vücudunuz özenle biriktirdiği yağlarını kaybetmekten pek hoşlanmaz. Kilo almaya karşı herhangi bir direnç göstermeyen bedenimizin kilo kaybına gösterdiği tepki traji-komik bir davranıştır. Bu davranıştan "tutumlu genler"in sorumlu olduğunu daha önce yazmıştık. Buzul çağındaki uzun açlık dönemlerinde insan genlerinde oluşan değişikliklerin ürettiği bu tutumlu genler -herhangi bir açlık, kıtlık ihtimaline karşı- vücudun yağ kaybını engellemektedir. Vücudunuz bunu başaracak pek çok sistem ve kimyasalla donatılmıştır. İlk yanıtı tiroit bezi veriyorİlk yanıt tiroit hormonları aracılığıyla verilir. Siz kilo vermeye başlayınca bedeninizde üretilen T4 hormonunun T3 hormonuna dönüşmesi bozulmakta, bir tiroit hormonu yetersizliği ortaya çıkmaktadır. Tiroit hormonu yetersizliğinin daha yavaş çalışan, daha az enerji harcayan bir metabolik süreç oluşturduğunu yani metabolizmanızı tembelleştirdiğini daha önce de hatırlatmıştık. Kilo kaybı sürecinde bir süre sonra ortaya çıkan yavaşlamanın başka nedenleri de var. Bunların da çoğu hormonal savunma mekanizmalarıdır. Vücudunuz leptin, oreksin, ghrelin, insülin, kortizol gibi hormonları salgılama süreçlerinde yaptığı değişikliklerde yağ kaybını önlemeye çalışır. Kısacası eğer bir kilo kaybı süreci planlıyorsanız vücudunuzda şu veya bu şekilde yaşayacağınız metabolik ve hormonal bazı kavgalara hazır olmalısınız.Siz de mutsuz bir "kronik diyetçi" olmayın"Kilo kaybedemiyorum" diye üzülen hastaların yaptıkları en önemli yanlış, beslenme hatalarıdır. Kilo kaybı için uzun süre aç kalan, düzensiz yemek yiyen, besin dengelerini bozan diyetlerle metabolizmasını alt üst eden, bütün gün aç kalıp akşam saatlerinde sürekli buzdolabını ziyaret eden -hatta bu ziyaretlerini gece tatlı uykusunu bölerek sürdüren-, kilo vermeye çalışmasına rağmen hálá karbonhidratı fazla, şekerden zengin, besin yükü fazla besinler tüketerek, kafeinli içecekler ve diyet ürünlerle hipoglisemi nöbetlerini tetikleyen pek çok müzmin diyetçi(!) tanıdım. Her şeyi bildiklerini ve her yolu denediklerini ama kilo kaybını bir türlü beceremediklerini anlatırken bile ümitsiz ve yorgundular. Üzülerek belirtelim ki kronik diyetçilerin üretiminde onlar kadar yanlış diyet programlarının, ticari diyet merkezlerinin, kuşkulu diyet ürünlerinin, tehlikeli, zararlı ve etkisiz diyet haplarının ve bu işi sadece kazanç amacıyla yapan sözde uzmanların da rolü var. Sadece "yememek" işi çözmüyorVücudunuzun kilo kaybına direnmesinin ikinci önemli nedeni çok önemli bir şeyin, daha aktif bir yaşam tarzı geliştirme yani daha fazla bedensel egzersizin unutulmasıdır. Hareket sürenizin yoğunluk ve sıklığını artırmadan, vücudunuzu eskisinden daha çok kalori harcayan bir araç haline getirmeden yağ kaybını başarmanız, başarsanız bile bu başarıyı istediğiniz hıza ulaştırmanız, sürdürmeniz ya da korumanız pek mümkün olmaz. Bedensel aktivite yaktığı kalorilerin yanında istirahat metabolizma hızınızı da artırarak kilo kaybınızı destekleyecektir.Hastalıklar da kilo aldırabilirKilo kaybına neden olan sabotajcılar arasında bedensel sorunlar, hormonal-metabolik hastalıklar da vardır. Senelerdir kilo kaybına muvaffak olamayan "polikistik over sendrom"lu pek çok genç kız veya orta yaşlı hasta tanıdım. Gözden kaçmış tiroit bezi tembelliği (hipotiroidi) sorunu çözülmediği için kilo veremeyen çok sayıda hastam oldu. Glikoz tolerans bozukluğu düzeyine ulaşmış "hiper-insülinemi" yani aşırı insülin üretimi ve buna hücresel cevapsızlık problemi olan ve bu nedenle hipoglisemi-hiperglisemi dalgalanmaları yaşamaktan yorulan yorgun, bitkin, uykulu, unutkan, sinirli hastaları da bu gruba ekleyebilirsiniz.Orta yaş sınırını geçince kilolar artıyorOrta yaşlı erkeklerin veya menopoz dönemini yaşayan kadınların ortak problemlerinden biri de kilo kaybında yaşanan zorlanmalardır. Bahara girerken kış aylarında biriktirdiği 23 kiloluk kayıpları, eskiden 23 haftalık diyetler ve hafif aktivite artışlarıyla çözümlerken şimdi zorlanan 45-50 yaş kuşağı hastaların hikáyesini kilo sorununun çözümüyle uğraşan hekimlerin hepsi iyi bilir. Burada erkeklerde testosteron hormonunun kadınlarda östrojen ve diğer hormonların azalması kilo direncinin başlıca nedenleridir. Unutmayın! Vücudunuz kolay kilo almak, kolayca yağlanmak ama bunları kolay kolay bırakmamak üzere programlanmış son derece akıllı bir makinedir. Eğer kilo sorununuzu çözmek istiyorsanız o makineden gelen seslere kulak verin.İlaçlar kilo aldırır mı?Kilo vermekte zorlanıyorsanız kullandığınız ilaçları da şöyle bir gözden geçirmenizde fayda var. Bazı ilaçlar ne yazık ki kilo almayı kolaylaştırıyor. Bunların ilk sırasında kortizol içeren ilaçlar geliyor. Ne iyi ki hekimler de hastalar da kortizol ihtiva eden ilaçların bu riskini artık çok iyi biliyor. Şimdi en yaygın tehlike depresyon ilaçlarının sorumsuz ve dikkatsiz kullanımı ile ilişkili gibi görünüyor. Bu ilaçlara bir psikiyatri uzmanı, bu konuda deneyimli bir iç hastalıkları hekiminin önermesi olmadan başlamamak gerekiyor. Depresyon giderici ilaçlar, bırakın hekim önerisini bazı hastalar tarafından komşuların önerisi ile bile kullanılır hale geldi. Anti-depresan ilaçların çoğunun kilo aldırdığı doğru ama tedavisi gereken bir depresyon problemi varsa bu ilaçların kullanılması da tıbbi bir zorunluluktur. Dikkat edilmesi gereken nokta bu ilaçlara başlarken bir uzman desteği almak, onları rastgele kullanmamaktır. Eğer "majör depresyon" tedavisi gören biriyseniz kilo alma bahanesiyle ilaçlarınızı asla kesmemeniz gerektiğini de bilmelisiniz. Kilo almayı kolaylaştıran ilaçlar listesine anti- histaminikleri, bazı beta reseptör engelleyici ilaçları da ekleyebilirsiniz.